Yılın 10. haftası
Yılın onuncu haftasından merhaba!
Kısa süre önce bir ajansta çalışıyordum ve korku tüneli gibiydi. Sürekli bir yerlerden sürpriz korkunç şeyler çıkmasına karşı bitmeyen bir tetikte olma hali.
Bunun yarattığı ilginç bir şey oldu (olmuş), bir şeyleri özenerek yapmak için konforlu bir an ve boş bir zihin aramayı bıraktım. En gergin anda sakince işe odaklanabilmek, en müsait olmayan yerlerde bir şeyleri halledebilmek bana da bu yaşımda nasip oldu. İnanın hiç ummadığınız anda oluyor kuzumlar.
Neyse şimdi binbir yemek kokusu, içine dalmak istediğim ayrı köşelerde dönen sohbetler (dedikodular) içindeyken oturup yazmak beni “bir şeyleri başarabilmiş” hissettiriyor.
Değiştim ve geliştim beyanı ile ülkeye dönen Tarkan was here…
İki haber
Önce kısa film
21. Akbank Kısa Film Festivali başlıyor. Filmler, gösterimler ve detaylar web sitesinde yer alıyor.
Akbank Sanat bir zamanlar acayip yolumun düştüğü bir yerdi. Sonra ne oldu da bitti bilmiyorum. Web sitesi de berbat. Bir film festivali sergilenmesine hiç uygun olmayan bir tasarım yapmışlar. Böyle şeyler biraz canımı sıkıyor. Neyse.
Ece Dizdar’ın Mükemmel isimli kısa filmi ve Sude Belkıs’ımızın oynadığı Dilan Hakkında Konuşmalıyız’ı izleme listeme aldım. Siz de bu gösterimlerde olacaksanız haber verin, birlikte takılırız belki.
Sonra müzeler
İBB’nin Kültür Postası’nda yazdığı üzere, ramazan boyunca iftardan gece 12’ye kadar bazı müzelere giriş ücretsiz. Yerebatan Sarnıcı ve Şerefiye Sarnıcı’nı gece gezmek güzel olabilir.
8 Mart için bir Instagram paylaşımı
Bence bu senenin en güzel görsel çalışmalarından birisi buydu.
Bir deneyim
Sibel Şengül’den ve podcast’i “Bir arkadaşımın başına gelmişti”den daha önce söz etmiştim. Kendisinin sürdürdüğü bir de Kurtlarla Koşan Kadınlar online okuma etkinliği var. Kitabın içindeki hikayeleri okuyup, mitlerin açıkladığı ve bunu yaparken de Clarissa Estés’in Kurtlarla Koşan Kadınlar’ındaki çözümlemeleri baz aldığı buluşmalar.
Son haftanın hikayeleri arasında Kibritçi Kız vardı. Şimdi durun ve Kibritçi Kız’ı nasıl anımsadığınızı hatırlayın. Sonra benim nasıl hatırladığıma bakın: Delirtirdi beni, deli olurdum. Onun kimsenin kapısını çalmaması, yardım isteyememesi, elindeki birkaç kibriti çarçur etmesi… Off düşündükçe deliriyordum. Heralde yardım istemekte zorlanacak taraflarımı tetikliyordu :))))))) İşte, hikayenin açıklamasında da bundan söz edildi, elindeki güçleri doğru kullanmayı bilmeyen ve hayallere kapılıp kendini mecburi çaresizliğe hapseden bir kız. Allahım nolur bu beni kötü insan yapmasın ya o kadarını da hak etmiyorum.
Bir Instagram hesabı
Beyza Deniz diye bir kız var, ona tasarımcı diyebiliriz sanırım. Çok güzel kıyafetler dikiyor, acayip yetenekli. Bütün süreci de kaydediyor. Sonra “hadi yallah size bu kadarı yeter” mealinde sözlerle de paylaşıyor. Tatlı bir hiciv yeteneği de var diyebiliriz.
Kızın asla nazik olmak gibi bi derdi yok. Asla iyi bir imaj çizme derdi yok. Aşırı özenilmiş tüm içeriklerden vazgeçilen bu dünyada böyle insanları takip etmek farklı bir çekicilikte benim için. Birkaç videosuna göz atılır.
Başka bir Instagram hesabı
(Noluyo ya Insta inanılmaz baskın bu hafta)
Siz de benim gibi opera ve bale izlemeyi seviyor, ancak “Noluyo kardeşim ne bu tantana” hissine giriyor, işin terminolojisinden bi’ haber yaşıyorsanız bu hesap size epeyce kılavuzluk edebilir.
Bir fotoğrafçı
Renkleri, objeleri, insan bedenini ve doğayı konumlandırma şeklini çok sevdiğim bir sanatçı: Can Dağarslanı
Çok uzun zaman önce bi kafenin duvarında fotoğraflarını görmüştüm ve sonra takip etmeye başlamıştım. Evimde duvarımda olsa bakmaktan mutluluk duyardım.
Biraz da gündem
Özgür Özel’in yaşanan “süreç”e “süreç süreci” demiş olması, muhalefetin son yıllarda yaptığı en iyi şey heralde. Nevşin Mengü’nün şurada bir yazısı var.
Kendime düşünceler saati…
Şöyle bir not almışım: Anlamlandırmaya çalışmak kadar anlamı yok eden bir şey yok.
Evet bir şeyleri yorumlarla anlamlı kılmaya çalıştıkça, anlattıkça o “şey” yok oluyor. Hayat sadece yaşanan bir şeydir bazen de. Üzerine düşünmek falan, tuhaf ve çok “çiğnenmiş” hale getirebiliyor.
Yani kurduğunuz cümlelerde art arda soyut kelimeler kullanıyorsanız durun, çünkü işler sarpa sarmıştır.
Bir video
Mabel Matiz, Melikşah Altuntaş’ın programına konuk oldu. Tatlı bir sohbet olmuş. Güzel bir pazar akşamı izlemesi olabilir.
Bir haber
Vedat Milor'a örtülü reklam incelemesi.
Vedat Milor, İBB’ye ait Kent Lokantası'nda yemek yedi ve bunu çok iyi fiyat ve iyi yemek olarak lanse ederek paylaştı. Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Vedat Milor için “örtülü reklam” incelemesi başlattı.
Bir kitap
Yazı içinde edit yaparken kitabı da eklemek istedim.
Bir müzik
Çok fena takıldığım, “yaz gelecek heralde” neşesi veren bir eser.
Bir fotoğraf
Bir fiş
Dipnot: Ara sıra canımın çektiği bir şey var, o da Seda Sayan atarı. Bir kez daha izlemek ve dinlemek isterseniz burada. “Ben senin akıl hocalarını da biliyorumm!”
Bu bültenlerde başka ne görmek istersiniz? Yorumlarda ya da şu mailde buluşalım: tohaftalik@gmail.com







Pazar aksamı stresi gelmeye başlarken sağdan sağdan ilaç gibi geliyor bu bülten. Kibritçi kız sevmeyenler kulübünde yalnız değilmişim oh bee