Yılın 49. haftası
Boşluk hissi, yılın bitmesine sayılı günler kalması ve duygusal deneyimlerin olduğu hafta.
Hafta boyunca kendime aldığım notlardan bir derleme:
Çok üzgünken aklına çok komik bir şey gelmesi ve gülmen ve bunu çok saçma bulman.
Dişlerini fırçalarken ağlamak ya da ağlarken dişlerini fırçalamak. Yani maalesef aynada bu duruma şahit olmak zorunda kalmak.
Cildinin çok güzel olduğunu hissettiğin gün aşırı üzgün olmak ve bunun tadını çıkaramamak.
Ağlarken bi an saçlarının ne kadar iyi olduğunu hissetmek.
Kalabalık içinde bomboş oturmak istemek ve bu garipsenmesin diye hiçbir yere gitme planın yokken toplu taşımaya binmek.
Bu notların hepsi geçti, gitti, bitti. Hayatın inanılmaz hızlı ve değişken olduğunun bir hatırlatıcısı daha.
Bir kitap
Henüz okumaya başlamadım. Kitabı satın alma hikayemden bahsetmek istiyorum. Kitap, Burcu’nun favorileri arasında. Bana da çokça defa “mutlaka oku” dedi. Ama hep erteledim.
Bugün YKY’de kitabı elimde gören kasa görevlisi, kitabı çok sevdiğinden bahsetti.
Ayrıca, “Bu kitabı yazın bir influencer okumuş önermiş, ondan sonra çok soran oldu” dedi. Ve ekledi, “Ben de herkese öneriyorum ama influencer önerince başka oluyor, benim önerimi neden dinlemiyorlar” mealinde şeyler söyledi.
Kitabı öneren influencer, canımız dostumuz Filme Gitmeden Önce / Cem Başak.
YKY’deki kitap satın alma deneyimi her zaman çok güzel. Çalışan ekip kitapların çoğuna hakim, çok hızlı bağlantılar kuruyorlar ve neleri seveceğinize dair önerilerini paylaşıyorular. Bütün ekip, bütün kitaplara hakim, inanılmaz eşsiz bi olay bu.
Bir film
Film esasında bir Kore uyarlamasıymış. Kore uyarlaması yapmak, biraz şeyyy zaten, şeyyy işte. Yani Lanthimos’a çok yakıştıramadım.
Film, komplo teorisyeni iki kuzenin, bir şirketin CEO’sunu kaçırma planları ve sonrasında gelişen olaylarla devam ediyor.
Tuhaf bir ters köşe durumu var. Her şey çok tahmin edilebilir akıyor.
Ancak görsel dünyası, diyaloglarla yaratılmaya çalışılan derinlik insana iyi hissettiriyor.
Beni etkileyen şeylerden birisi de, insani değerlerden ve duygusal zekadan epey uzak olan CEO’nun bunları edinmeye çalışması oldu.
Şans verilir, ölünün bitilmez.
Bir podcast
Ben Okurum - Deniz Yüce Başarır ve Memet Ali Alabora ile Kumdan Yürek
Memet Ali Alabora’yı sevmek bazılarımızda otomatik tanımlı gelen bir eklenti gibi.
Her zaman güzel bir enerji veriyor. Podcast bölümünde bahsettikleri kitap üzerinden, ülkesinden uzak olmak, gitmek zorunda kalmak, sıfırdan bir “kendi” var etmek üzerinden bahsediliyor.
Konu edilen kitabın da sadece övümeyip, üzerine sorularla gidilmesi de pek güzel oluyor.
Bir sergi
Bir Arada: Gündüz Düşleri & Geyikli Gece
Fulya Çetin ve İlhan Sayın’ın eserlerini yakından görebileceğiniz sergi, Yapı Kredi Kültür Sanat’da, “Bir arada” konseptiyle yer alıyor.
Fulya Çetin’in eserlerinde rahatsız edici unsurların farklı bir sunumu vardı. Sürüngenler, vahşi doğa, insan bedeni sesleri ve dokuları tatsız ama bakma hissi uyandırıyor.
İlhan Sayın’ın ise özellikle Björk çalışmasını yakından görmelisiniz.
Bir kavram
Ufak tefek anlarda feminist seçimler ve söylemleri benimsemek.
Örnek üzerinden açıklayalım,
Uzman desteği alınacak alanlarda kadın uzmanı seçmek. Kadın avukat, kadın doktor, kadın yönetici gibi.
Kadın futbolu gibi “kadın” ön eki almak zorunda olan şeyler için, “Erkek futbolu”, “erkek şoför”, “erkek tamirci” demek.
Kalabalık bir mail grubunda mail atarken, önce kadınların mail adreslerini yazmak.
Böyle şeyler işte.
Şurada başka örnekler de var:
Bir yeni yıl planı
Bizim Büyük Challenge’ımız ekibi 2026 için, Jane Austen’in başrole alındığı bir liste hazırlamış.
“2026’da çok kitap okumak istiyorum” diyorsanız iyi bir yol gösterici.
Bir Instagram hesabı
TCK Sercan abimiz, “Toplumsal farkındalık içerikleri” yapıyor. Mahkeme koridorlarını da TCK maddelerini de epey iyi bilen bir abi.
“Paronaya iyidir” diyor ve suçtan kaçma, korunma yollarını anlatıyor.
Yani şöyle kanun anlatan vardı da öğrenmedik mi? Instagram’daki en iyi 10 hesaptan birisi.
Bir zaman tüneli
İstanbul’un Dolgu Kıyıları
İzlenesi bi içerik sadece:
Bir YouTube videosu
Farklı Dünyalar - Flu Sohbetler - Serpil Özcan - Konuk: Hakan Özerol
Videonun özel bir bağlamı yok. İki insanın sohbeti. Ama o kadar güzel sorular sormuş ki Serpil Hanım, ben de böyle güzel sorabilsem dedim. Çok keyifli geldi.
Bir haber
Netflix, Warner Bros ve HBO’yu satın aldı. Delice.
Bu tekelleşme kültürü çok yıpratıcı.
Ancak şunu biliyoruz ki, birileri tekelleştikçe, başları kendi yolunu çizmek için yeni şeyler yapacak ve çeşitlilik devam edecek.
“Ay çok kötü olacak” diyemiyorum da, “İzlemediğim bir sürü iyi film var zaten” diyorum. Hayırlısı olsun bakalım ya.
Bir kitap (daha)
Çok unutkan olduğum için aldım aslında. İçindeki tartışma güzel. Antropolog abimiz önce tanımları yapıyor, kelimelerin köklerine iniyor, sonra da farklı disiplinlerden beslenerek unutmayı inceliyor.
Unutma ve Anımsama’nın ne kadar birbirinden farklı şeyler olduğundan söz etmesi de hoşuma gitti.











